Öğrenimine Paris Science Po Üniversitesi’nde ve İngiltere’deki London School Of Economics’de devam eden Salih Işık Bora’nın Ermenistan Rusya ilişkilerine dair Avrasya İncelemeleri Merkezi’nin sitesinde 14 Ağustos 2017’de yayınlanan analizinin Türkçe çevirisini yazarın izniyle sunuyoruz.

2013 Eylül’ünde Vladimir Putin, Rus Hazar Deniz Filosu eşliğinde Bakü’yü ziyaret etti.Aynı ay içinde Ermenistan Devlet Başkanı Moskova’da yaptığı açıklamada, ülkesinin Avrupa Birliği’yle Ortaklık Anlaşması imzalamak yerine Gümrük Birliği’ne katılacağını açıkladı. Bu ve bunun gibi pek çok durum, Rusya’nın Ermenistan üzerinde, güvenlik açısından inkar edilemez bir etkisi olduğunun kanıtı. Gümrü’deki hava üssüyle ve Aralık 2016’da kurulan ortak ordu komutanlığıyla somutlaşan, Rusya’nın Ermenistan’daki askeri varlığı epey geniş. Rusya, özellikle Türkiye ve Azerbaycan’a karşı Ermenistan’ın sınırlarını koruma taahhüdü vermiş durumda. Öte yandan Ermenistan’ın siyasi elitinin Rusya’ya bağımlılığı sadece dış tehditlerle sınırlı olmayabilir. Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü (CSTO) çerçevesinde, olası bir iç istikrarsızlık durumunda ‘Hızlı Reaksiyon Gücü’ yetkisi bulunuyor; böylece Ermenistan otoritelerinin muhalif bir isyanı bastırmakta başarısız olması durumunda Rusya, Ermenistan’a silahlı destek sunabilir.

Fakat bu ortaklık sadece Ermenistan’ın çıkarları ve jeopolitik tercihleri üzerinden şekillenmiyor. Hatta, pek çok ekonomistin iddia ettiği kadarıyla Rusya’yla ve onun Gümrük Birliği’yle olan işbirliğinin Ermenistan’a fayda sağladığını söylemek zor.   Ermenistan’ın AB’yle Ortaklık Anlaşması müzakerelerinden çekilmesinin de gösterdiği gibi, Rusya Ermenistan’a karşı elindeki kozu kullanmakta tereddüt etmiyor. Bu kozlar sadece güvenlikle ilgili taahhütlerin feshedilmesiyle sınırlı değil; ayrıca Rusya’da çalışan Ermenistanlı işçilerinin dövizlerini bloke etmek , doğalgaz ücretlerini arttırmak ve hatta rejim değişikliğini desteklemek de kozlara dahil. Ermenistan pek çok seviyede  Rusya’yla entegre durumda; telekomünikasyon ya da enerji, ülkedeki pek çok sektör Rus şirketlerinin kontrolü altında. Bu önde gelen Rus şirketlerindeki teknokratlar genellikle güçlü pozisyonlara yükseliyor. Yıllarca Gazprom yöneticisi olarak çalışan Karen Karapetyan’ın yeni Başbakan olarak seçilmesi bu duruma bir örnek. Aslında, Ermenistan ekonomisinin Rusya’ya bağımlılığı öyle bir boyutta ki Batı yaptırımlarının, böyle bir niyet olmasa bile yıkıcı etkileri oluyor. Rusya’nın karar alma mekanizmalarına yakın figürler, Rusya-Ermenistan ilişkisinde bu kozların ne kadar önemli olduğunu açıkça itiraf ediyor. Özellikle Alexander Dugin’in şu sözleri durumu anlatıyor: “Eski Sovyet ülkelerindeki Rus karşıtı düşünceler er ya da geç Gürcistan’da ya da Ukrayna’da olduğu gibi sonuçlar verir. (…) Ermenistan için bir alternatif var:  Gümrük Birliği üyeliği ya da katliam ve haritadan silinme”   Dahası, 2008’de Gürcistan’a yönelik askeri müdahale, Rusya’nın gerektiğinde askeri çatışmadan geri durmayacağına dair açık bir mesajdı.

Rusya’ya güvenmek ya da güvenmemek

Ermenistan üzerinde kurduğu bu etkiye rağmen eski Sovyet Cumhuriyeti, Batı başta olmak üzere diğer diplomatik bağları da kurma niyetinde. 2016 Nisan’ında Karabağ’da çatışmanın kızıştığı dönemde Rusya, Ermenistan’ın çıkarlarını, önceki çatışma dönemlerinde olduğu kadar desteklemekten imtina etti. Azerbaycan’a silah satışı da artış gösterdi. Sonuç olarak Rusya Ermenistan için artık tamamen itimat edilecek bir güvenlik garantörü değil. Bunun yanı sıra diğer nedenler de ortada: Batı’yla yakın ilişkilerin sağlayacağı ekonomik beklenti Rusya’yla kıyaslanamayacak kadar iyi ve kamuoyu, Dağlık Karabağ çatışması konusunda Rusya’dan beklenen desteğin gelmemesi nedeniyle, daha Batı yanlısı bir tutuma meylediyor. Ermenistan Devlet Başkanı’nın NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’le Şubat 2017’de yaptığı toplantı, Temmuz 2017’de Gürcistan’da yapılan NATO tatbikatına Ermenistan’ın katılması ve AB’yle yeni ve daha az hırslı bir Ticaret Anlaşması’nın imzalanacağının açıklanması , gerçek bir jeopolitik vardiya değişimi olasılığı oldukça düşük olmakla birlikte, Ermenistan’ın Batı’yla bağlarını geliştirme konusunda istekli olduğunu gösteriyor. Bununla birlikte,  Ermenistan Rusya’nın bunaltıcı etkisini dengelemenin yollarını aramaya devam edecek.

İran’la yakınlaşma

Ermenistan’ın yakınlık aradığı bir başka aktörse İran. Hatta İslam Cumhuriyeti, Ermenistan’ı Dağlık Karabağ çatışmasının başından beri, çeşitli nedenlerden dolayı destekledi. İran’ın kuzeybatısındaki Azeri azınlıklık, Azerbaycan’ın bağımsızlık ilan etmesinden beri tehdit olarak görüldü. Daha da önemlisi, Azerbaycan İsrail’in bölgedeki en yakın müttefiki   ve İranlı resmi görevliler defalarca Azerbaycan’ın hava sahasını, İran’ın nükleer tesislerini vurmak isteyen İsrail jetlerine açabileceklerini iddia etti.  Bunun karşılığında Azerbaycan da İran’ı radikal İslamcı örgütleri desteklemekle ve seküler cumhuriyetin istikrarını bozmaya çalışmakla suçladı. İran mevcut durumda Ermenistan’la yakınlık arayışında; bunu da İran’ın Güney Kafkasya’da  artan varlığını bir tehdit olarak algılayan, Ermenistan’ın müttefiki Rusya’nın keyfini kaçırmamak için yavaş yavaş yapıyor. Azerbaycan tehdidinin yanı sıra İran, doğal kaynaklarının bir kısmını Ermenistan vasıtasıyla Avrupa’ya ulaştırmayı amaçlıyor. Son olarak, Rusya’nın itirazlarına rağmen 3.7 milyar dolarlık  demiryolu anlaşması masaya kondu.

Sonuçta Ermenistan, diplomatik bağlarını çeşitlendirme ve Rusya’ya olan bağımlılığını azaltma arayışında. Fakat ülkenin bunu geniş çaplı bir şekilde gerçekleştirmesinin imkanı yok. Ordunun yanı sıra siyasi elit de Rusya’nın yanında ve bu ittifak olmasa güçlerini devam ettirmeleri mümkün olmaz. Bununla beraber, NATO Ermenistan’la, olumlu ve hoşgörülü şartlar altında olabildiğince fazla işbirliği içinde olmaya çalışıyor.

Güney Kafkasya’da AB etkisi

Ermeni diasporasının lobi faaliyetlerinin ABD Kongresi’ndeki etkin rolü ve Rusya’nın Kafkasya üzerindeki hakimiyetini tanıma konusundaki isteksizliği temel kısa vadeli faktörler. Genel olarak, öngörülebilir gelecekte Ermenistan NATO’yla sınırlı bir işbirliğine devam ededursun, bir yandan da Rusya’nın etki sahasının içinde kalacak. Fakat, orta veya uzun vadede durumlar değişebilir. Bazı analistlerin iddia ettiği kadarıyla Güney Kafkasya yolu üzerinden Avrupa ticaretinin artması Batı yanlısı Gürcistan’ı teşvik edebilir ve Azerbaycan’ı etkisiz hale getirirken Ermenistan’ı da belli bir dereceye kadar Rusya’dan uzaklaştırabilir. İran’a yönelik ambargonun sona ermesi ve küresel pazara entegre olmasıyla Kafkasya boyunca ticareti kuvvetlendirebilir ve böylece bölgede Avrupa ve İran varlığının artmasına neden olabilir. Eğer nükleer anlaşma bozulmadan kalırsa ve aralarındaki anlaşma orta vadeden uzun vadeye genişlerse, Avrupa Birliği ve İran, Rusya’nın Güney Kafkasya’daki etkisini dengelemek için birlikte bile çalışabilir.

Çin de devrede

Bugünlerde Rusya, bölgede kendisinin dahil olmadığı altyapı projelerini engellemeyi amaçlıyor. Azerbaycan’ın da dahil olduğu ve bitmek üzere olan Trans Anadolu demiryolu ve boru hattı iki ülke arasında bir gerginlik kaynağı oldu.   Dağlık Karabağ’daki çatışmanın devamı Rusya’nın da menfaatine; zira bu çatışma nedeniyle devam eden istikrarsızlık durumu Güney Kafkasya’nın dünyanın geri kalanıyla ilişki kurmasına engel, ayrıca Moskova’ya  Yerevan ve Bakü karşısında koz sağlıyor. Güney Kafkasya için bir başka anahtar değişken de, Çin’i Avrupa’ya gelişmiş bir altyapıyla bağlayacak olan ‘Bir Kuşak Bir Yol’ inisiyatifi. Eğer Doğu Asya ve Avrupa arasındaki ticaretin önemli bir kısmı Güney Kafkasya üzerinden yapılacaksa, gittikçe artan sayıda aktör bölgede rol alacaktır; böylece Rusya’nın bölgedeki etki alanı iddiası daha da zorlaşacaktır. Gerçekten de Çin bölgedeki yatırımlarına bir süredir ağırlık vermiş durumda ve bu trend devam edecek gibi görünüyor. Bu süre içersinde, her ne kadar Ermenistan son yıllarda Batı’ya açılmış olsa da, Rusya’nın etki alanı içinde kalmak dışında pek bir seçeneği yok gibi.