Ay Yıldızlı Bayrağımız
“ Rüzgârlı Bakü’müzün onuru, Ermeni işgaline maruz kalmış topraklarımızın çığlığı, Karabağ’ımızın ahı, Hocalı soykırımında yok edilen soyu sopu kurutulan ailelerin feryadı, “sesime ses verin” çağrısı var Azerbaycan Bayrağı’nda… Hangi çılgın onu gönderden indirtirmiş, şaşarım! „

Ay yıldızlı, Türklüğü, İslamiyeti, uygarlığı tanımlayan şerefli bayrağımız tüm Şark dünyasında ilk kere Cumhuriyet kuran Azerbaycan Devleti’nin simgesidir.

Yüz yıl önce yaşamları faaliyetleri ile Türk İslam coğrafyasına isimlerini silinmez izlerle yazdıran Türkçülüğün gelişmesinde, milli mefkûrenin oluşmasında müstesna hizmetleri olan Ali Bey Hüseynzade, Ahmed Ağaoğlu, Mehmet Emin Resulzade, Alimerdan Bey Topçubaşı, Feteli Han Hoylu gibi büyük düşünürler tarafından göndere çekilen mukaddes emanetimiz, Azerbaycan’ın 1920’de Sovyet Rusya’sı tarafından yetmiş yıllık işgalinin 1991’de son bulmasından sonra ikinci kere bağımsızlığımızla birlikte bizi dünyada temsil etmektedir.

Azerbaycan Devletinin müstakil olarak var olabilmesi için şahadete eren kahramanlarımızın kanı, milli mücadelemizin ruhu var o bayrakta…

Rüzgârlı Bakü’müzün onuru, Ermeni işgaline maruz kalmış topraklarımızın çığlığı, camileri şerefsiz düşmanın eliyle ahıra dönüştürülen yaralı Karabağ’ımızın ahı, Hocalı soykırımında yok edilen soyu sopu kurutulan ailelerin feryadı, “sesime ses verin” çağrısı var Azerbaycan Bayrağı’nda…

Batı dünyasının dalavereci tutumuna, dindaşımız olan bazı ülkelerin kalleşliğine, uluslararası hukukun işgalci Ermenistan’a kayırmacılık yapmasına rağmen vatanını azad etmek için her şeyi göze alarak ölümüne mücadele eden, fidan gibi delikanlılarını Hayıstan’ın (Ermenistan) kahpeliğinden dolayı şehit veren Azerbaycan’ın şerefi, şanı, onuru, namusudur Ay Yıldızlı bayrağımız…

O şerefli bayrağı temsil eden ülke olan Can Azerbaycan için Türkiye özdür, bir millet iki devlettir ve şartlar ne olursa olsun Türkiye’nin olduğu her yerde Azerbaycan onunla omuz omuzadır tıpkı Türkiye’nin Azerbaycan’ın yanında olduğu gibi.

Trump’ın Küdüs’le ilgili açıklamasının dünyayı sarstığı, vicdan sahibi olan herkesi isyan ettirdiği bir ortamda, Türkiye’nin inisiyatif kullanarak İstanbul’a davet ettiği İslam Ülkeleri toplantısında Azerbaycan Devlet Başkanı’nın ve sahnede Azerbaycan bayrağının boy göstermesinden rahatsızlık duyanlar olmuş ki bu zirvenin hemen akabinde Bursa’da bir öğretim üyesi farklı ülke bayraklarının bulunduğu yerleşkede Azerbaycan Bayrağı’nın indirilmesi talimatını verecek kadar ileri giderek bayrağı söktürmüş…

Olaya itiraz eden öğrencilerle Ermenistan bayrağı pazarlığını yapmış… “Azerbaycan bayrağını asarsam, Ermenistan bayrağını da asarım” demiş.

Hatırlayacaksınız, yıllar önce gene Bursa’da Azerbaycan bayrağı polisler tarafından çöpe atılmıştı, televizyonlar bu görüntüleri defalarca göstermişlerdi ve bunun devamında Azerbaycan’da nahoş olaylar olmuştu, 15 Temmuz sonrasında o dönem Türkiye-Azerbaycan ilişkilerini türbülansa sokmak isteyenlerin FETÖ’cü olduğu Türkiye basınında yer aldı.

Erdoğan, Küdüs zirvesi için 57 İslam ülkesine davette bulundu ama Aliyev’i bizzat telefonla aradı. Bu telefon,Can Azerbaycan’ın o zirvede bulunmasına yönelik Türkiye Cumhurbaşkanı’nın haklı beklentisiydi ve nitekim gerçekleşti.

Devlet Başkanı Aliyev, Karabağ meselesinde Ermenistan’ı desteklemesi nedeni ile Filistin’e kırgın olan (kırgınlardan biri de benim) Azerbaycanlılara ve iyi ilişkiler içerisinde olduğu ülkelere rağmen ona yakın İslam ülkesinin korkudan katılmadığı o zirvede Türkiye Cumhurbaşkanı ile omuz omuza verdi… Tıpkı 15 Temmuz darbe teşebbüsü sonrasında, Ankara’da gerçekleşen kalleş terör olayı sonrasında yaptığı gibi…

Bursa’da Uludağ Üniversitesi’nde Azerbaycan Bayrağını indirten kişinin İslam tarihi profesörü olması olayın vahametini net bir şekilde ortaya koymaktadır.

İslam Dünyasının Küdüs meselesi nedeniyle birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyduğu bir dönemde, bırakınız bir İslam tarihi profesörüne hiç bir kimseye yakışmayacak davranışla Azerbaycan Devletinin bağımsızlık, hürriyet sembolü olan bayrağına karşı bu saldırı neyi amaçlıyor?

Bir İslam tarihi profesörü, Müslümanların mukaddes ibadethanelerini ahıra çeviren, kız kadınlarını esir eden, mezarlıklarına hürmetsizlik yapan, Kuran-ı Kerim’i yakan Hıristiyan Ermeni Devletinin bayrağını neden bir millet iki devlet olarak gördüğümüz kardeş Azerbaycan’ın Bayrağı ile eşleştirme gayretine girerek Müslüman mahallesinde salyangoz satmaya çalışır?

Profesör ünvanına sahip bu hoca(!) İstanbul’da İslam Ülkeleri İşbirliği Zirvesi yapılırken Ermenistan’ın TC ile ilişkilerin normalleştirilmesine yönelik Zürih Protokolünü iptal ettiğine dair Türkiye aleyhinde yaptığı zehir zemberek açıklamalardan haberdar değil midir?

Türkiye’nin nezdinde Azerbaycan’ı Ermenistan ile aynı kefeye koyma hadsizliği gösteren bu İslam tarihi profesörünün Türk tarihinden habersiz olması, makul karşılanabilir mi? Peki Kafkas İslam Ordusu’nun tam yüz yıl önce Azerbaycan’daki faaliyetinden de bihaber midir?

1918’de mübarek Kurban Bayramı’nda Bakü şehrinin silahsız, eli yalın Müslümanların Bayram Namazı için bulundukları camilerde katlederek masum Türk nüfusun kanını kurbanlık hayvanlarının akan kanlarına karıştıran Ermeni çetelerine Allah Allah naralarıyla saldıran, intikam alan İslam ordusunun kahraman Mehmet’inin kurduğu kardeşlik bağının tarihini bilmeyen tarihçiye söyleyecek laf bulmakta zorlanıyorum.

Anadolu’nun zor günlerinde yardıma koşan Azerbaycan Türklerinden habersiz tarihçi hiç olmazsa Birinci Cihan Savaşı’nda Ruslar tarafından esir edilerek Nargin Adası’nda tutulan Türklerin İslami kurallarla hayatlarını idame ettirmeleri için Sovyet istibdadına rağmen Azerbaycanlıların kurdukları Hayriye Cemiyetleri’nin faaliyetlerini incelemiş olsaydı Müslüman kardeşliğinin o şartlarda nasıl fedakârlıkla yürütüldüğünden ders alırdı…

O hoca(!), bayrağına saygısızlık yaptığı Azerbaycan’ın 90 sene önce İngiltere’ye kafa tuttuğunu ve ancak Malta adasında tuttuğu Osmanlı esirlerini azat bırakması karşılığında Büyük Britanya’ya petrol sattığını bilmez…

Yakın tarihimizde Erovizyon şarkı yarışmasında birinciliği kazanan Azerbaycanlı gençlerin Azerbaycan bayrağıyla birlikte Türkiye’mizin Ay Yıldızlı Bayrağını da sahneye çıkardıklarını bilmez.

Türkiyeli güreşçimizin iki ülke bayrağıyla boy gösterdiği ringde zaferini işgal altındaki Karabağ’a armağan ettiğini bilmez.

Uluslararası siyasi platformlarda iki ülkenin ortak diplomatik mücadelesini bilmez…

Tarihten habersiz olan böyle tarihçiler onu da bilmezler ki Azerbaycan ile Türkiye arasındaki ilişkiler pamuk ipliğine bağlı değil, ülke yöneticilerinin güdümünde değil; bir millet olan iki Devletin halklarının canında kanında ruhunda, henüz doğmamış bebeklerimizi oluşturan hücrelerimizdedir…

Ortak tarihimizde ortak kaderimizde ortak varlığımızdadır.

Zaman zaman her iki taraftan bu eşi benzeri olmayan birlikteliği bozmak için fırsat kollayanlar oluyor, sinek misali mide bulantısı yaratmak isteyenler oluyor.

Arabozucular işte ancak midemizi bulandırabiliyor, kalplerimize nüfuz etmeleri imkansız.

İki ülkenin arasını bozma çabaları beyhude…

Azerbaycan Bayrağına Uludağ Üniversitesi Hocası tarafından yapılan saygısızlığa gelince: Bayrak, devlet egemenliğini, bağımsızlığını ve şerefini temsil ettiğinden, bayrağa saygı, o devlet vatandaşları ve o ülkede bulunan yabancılar için bir ödevdir.

Bayrağımıza saygısızlık yapan birilerinin ödevini yapmadığı zaten apaçık ortada. Ben eğitimci olarak vazifemi yapıyorum ve Azerbaycan (himninden) Milli Marşı’ndan bir parçayı sunuyorum:

“Azərbaycan! Azərbaycan!

Ey qəhrəman övladın şanlı Vətəni!

Səndən ötrü can verməyə cümlə hazırız!

Səndən ötrü qan tökməyə cümlə qadiriz!

Ay yıldızlı Azerbaycan Bayrağı ile Ay yıldızlı Türkiye Bayrağını birlikte görmekten rahatsız olanları rahatsız etmeye devam edeceğiz…