Arap Baharı’nın ilk aylarında herkes Tunus, Mısır, Libya gibi ülkelerde diktatörler devrilirken sıranın Esad’a da geleceğini düşünüyordu. Ancak yıllar süren iç savaşta bir süre ülkenin hakimiyetini neredeyse tamamen DEAŞ’a bırakan Esad, geçen süre içindeRusya ve İran’dan aldığı destekle birçok bölgede yeniden üstünlük kurmayı başardı. DEAŞ Suriye’den hemen hemen yok oldu. Ama geride birçok ülkenin etkisi altında bölgeler kaldı.

ABD, YPG’YLE KUZEYDE

YPG’ye ‘DEAŞ’la mücadele’ adı altında 4 bin TIR silah gönderen ABD, Suriye’de halen çoğu özel kuvvetlerden olmak üzere 4 bin askerle varlığını koruyor. Başkan Trump’ın, ‘Orada olmak baştan beri hataydı’ açıklamasına rağmen 2015’te Haseke’ye ilk askeri üssü kuran ABD, zaman içinde üs sayısını 12’ye çıkardı. 5’i askeri uçakların iniş-kalkış yapabileceği ‘hava üssü’ olan bu 12 üssün bir kısmı İngiltere ile ortak olarak kullanılıyor. Amerikan özel kuvvetleri halen binlercePKK’lıyı eğitmeyi ve silahlandırmayı sürdürüyor. Münbiçgibi kentlerde ‘DEAŞ’tan temizlenince çekilecekler’ sözüne rağmen PKK’nın hakimiyet kurmasına da göz yumuyor. ABD güneyse ise bölgedeki iki müttefiki arasında bağlantı sağlamak içinBağdat ile Ammanarasına otoyol yapıyor.

RUSYA AKDENİZ’E İNDİ

Suriye lideri Esad’ın çağrısıyla bu ülkeye gelen ve rejimin en büyük koruyucusu olan Rusya, buna karşılık yüzyıllardır hayali olan sıcak sulara inme rüyasını da gerçekleştirmiş oldu. Esad’ın izni ve onayıyla Suriye’nin Akdeniz kıyısında Hmeymim hava ve Tartus deniz üsleri kuruldu. Rusya lideri Putin her ne kadar Suriye’den çekilme talimatı verse de bu üslerde bulunan askerler ve savaş uçaklarının kalıcı olarak Suriye’de bulunmaya devam edeceği belirtildi. Son olarak Suriye’de muhaliflerin son kalesi olarak anılan İdlib kentinde de İran ve Türkiye ile birlikte çatışmasızlık bölgelerinin garantörü oldu. Rusya, Esad rejimine S-300 ve S-400 hava savunma sistemlerini de armağan etti. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne gelen tüm tasarılarda veto hakkını Esad lehine kullanarak Suriye liderinin kimyasal saldırı suçlamalarından ‘sıyırmasının’ da en önemli sorumlusu oldu.

TÜRKİYE, TERÖR HATTINI DELDİ

Uzun süre Suriye’deki savaşı yakından takip eden Türkiye’nin ilk olarak bu ülkeye girişi, yurt dışındaki tek toprağımız olan Süleyman Şah Türbesi’nin DEAŞ tehdidi altında kalmasıyla gerçekleşti. 22 Şubat 2015’te Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından gerçekleştirilen Şah Fırat Operasyonu ile Süleyman Şah ve iki muhafızının naaşı Suriye’nin Eşme köyüne taşındı. Kobani krizi sırasında peşmergenin topraklarından geçerek bölgeye yardım götürmesine müsaade eden Ankara, PKK’nın Suriye kolu YPG’nin Suriye’nin kuzeyinde bir ‘terör kuşağı’ oluşturup kantonlar ilan etmesi sonrası savaşa direkt olarak müdahil oldu. Doğu ve batıda kurulan kantonların birleşmesine engel olmak için Azez-Mare bölgesine ÖSO desteğiyle Fırat Kalkanı harekatı yapıldı ve bu bölge himaye altına alındı. Ardından Cerablus ve El Bab kentleri TSK tarafından DEAŞ tehdidinden tamamen arındırıldı. Bu sayede YPG’nin Suriye’nin kuzeyinde Türkiye sınırını tamamen ele geçirme tehdidi de engellenmiş oldu. Ankara şimdi de Afrin’i, Hatay ve çevresine tehdit oluşturduğu gerekçesiyle hedef almak için bu bölgede hakimiyet kuran Rusya ile müzakere ediyor. Aynı zamanda İdlib’in kuzeyinde devriye noktaları oluşturularak bu kentin kontrolü de İran ve Rusya ile birlikte elde tutuluyor.

İRAN ESAD’IN YANINDA

Suriye iç savaşının en önemli aktörlerinden biri de çatışmaların ilk zamanlarından bu yana Esad rejimi yanında savaş İran oldu.Tahran rejimi önceleri Lübnan’da silah desteği sağladığı Hizbullah’ı bu ülkeye çatışmaya göndererek savaşın müdahili olurken, Suriye rejiminin DEAŞ tehdidi karşısında en zor ayları yaşadığı dönemlerde ise direkt olarak İran Devrim Muhafızları’nın elit birliği El Kuds gücü ve onların ünlü komutanı Kasım Süleymani’yi Suriye’ye göndererek savaşın en önemli aktörlerinden biri oldu. Başkent Şam’ın ve Beşar Esad’ın güvenliğinin sağlanmasında da İran askerleri başrolü oynadı. İran Devrim Muhafızları, Suriye Paramiliter Ulusal Savunma Güçleri’ni kurarak Şam’ın kendi ayakları üzerinde durmasına da büyük katkı sağladı. Suriye’de azılı düşmanı İsrail’e karşı bir etki alanı kurmak isteyen İran, Şam’ın 14 kilometre güneyine, İsrail kontrolündeki Golan Tepeleri’nden sadece 50 kilometre uzaklıkta kalıcı bir üs kurdu. Ancak İsrail savaş uçakları geçtiğimiz haftalarda uydu görüntüleriyle tespit ettikleri bu üssü kısmen tahrip etti.