Suriyeli muhaliflerin son kalesi İdlib, bir “enkaz kent” görünümünde. Siviller, kurşunların hedefi olmamak için başlarında tencere ile uyuyor.

MUHALİFLERİN SON KALESİ

Suriye’de 7 yıldır süren iç savaşta muhaliflerin bazen birlikte bazen de çatışarak yönettiği İdlib, Halep savaşı sonrası muhaliflerin son kalesi olarak kabul ediliyor. Savaş öncesi 400 bin nüfusa sahip İdlib’de şu an 3 milyon kişi hayata tutunmaya çalışıyor. 70 ile 110 dolar arası ortalama geliri olan aileler, savaş ve çatışmalarla yaşamayı da öğrenmiş.

SOKAKLAR HARABEYE DÖNMÜŞ

Suriye’de muhaliflerin son kalesi durumundaki İdlib kentinin sokaklarında gezmeye başlıyoruz. Savaş öncesi 400 bin sivilin yaşadığı kentte 1 üniversite, 16 ortaokul ve lise ile 22 ilkokulun olduğunu öğreniyoruz. Savaşla geçen 7 yılın sonunda ise 14 okulun harabeye döndüğünü kent sakinleri söylüyor. Öğretmen sayısı ise üçte birin altına düşmüş. Sağlık koşulları da içler acısı. Savaş öncesi beyin ameliyatı dışında her türlü operasyonun yapıldığı 3 hastaneden sadece 1 tanesi kalmış, o da yarım kapasite çalışıyor.

YENİ YÖNETİM

Suriye’nin kuzeyinde, Türkiye  sınırındaki İdlib’in bir önemi de kuzeyde PKK’nın Suriye kolu PYD/YPG denetimindeki Afrin sınırına dayanıyor olması. Sahadaki muhalifler ile rejimin hemfikir olduğu tek nokta ise Suriye savaşının düğümünün İdlib’de çözüleceği… Kent, 2015’ten bu yana zaman zaman muhalif grupların ortak yönetiminde olsa da aradan geçen zaman içinde rejimin saldırıları kadar içerideki grupları kendi iç savaşına da sahne olmuş bir yer. İdliblilerin “Heyet” dediği içerideki yerel yöneticileri ise “Enkaz hükümeti” olarak tanımladıkları bir yerel yönetim. 1 ay önce, grupların kendi içindeki çatışmalar nihayetlenmiş. Muhalifler İdlib’i son kale olarak görüyor.

HARABEYE DÖNMÜŞ

İdlib’de dolaşırken kentin harabeye döndüğüne tanıklık ediyorsunuz. İnsanların savaşla yaşamayı öğrendiğini ise kentin 35 kilometre güneyindeki çatışmalara rağmen günlük hayatına devam etmesinden anlıyorsunuz. Yönetim bir çok kez el değiştirdiği için olası denklemler de halkın gündeminde yer almıyor.

Çarşı-pazar dolaştığımızda ise savaşın bir halkı nasıl perişan hale getirdiğini her sokakta, her binada, hatta insanların üzerindeki, yardım kurumlarının yolladığı ikinci el kıyafetlerde görüyorsunuz. Her köşe başında yardım dağıtım merkezi var.

İdlib çarşısı Türk ve Suriye malları ile dolu. Her ürünü ikinci el de olsa bulabiliyorsunuz ancak paranız varsa. İdliblilerin alım gücü kente göç edenlerden daha yüksek. Yine de genel alım gücü düşük.

Siviller, kurşunların hedefi olmamak için başlarında tencere ile uyuyor


YARDIMLARLA AYAKTA

Kentte kendi evlerinde yaşayan 400 bin İdlibli ve mülteci merkezine dönen Atme başta olmak üzere kentin kırsalında yaşayan 2.5 milyon insan var. Elektrik sadece jeneratörlerle sağlanabiliyor. Soğuğun etkisini hissettirdiği bugünlerde ısınma şartları ise durumu iyi olan aileler, gelir düzeyi 100 doların üstünde olanlar için mazotlu damlatma sobalar. Geliri 90 doların altında olan aileler ve kendi ülkelerinde mülteci durumuna düşenlerse atık petrol ürünleri ile çalışan ve oldukça sağlıksız sobalar kullanıyor.

EN BÜYÜK SORUN ELEKTRİK

İdlib’de taksiler çalışıyor. En uzak mesafeye 10 dolara gidebiliyorsunuz. Mazot ve benzinse rejim bölgelerinden kaçak olarak gelmesine rağmen oldukça ucuz. Gençler motosikletle kenti turlamayı tercih ediyor. Enkaza dönen kentin garip ama en büyük sorunu elektrik, su kadar bir de trafik. Kentte toplam 31 trafik polisi var. Ceza kesemiyor ama en azından araç geçişlerini sağlayabiliyorlar.

Türk insani yardım kurumları, İHH, Kızılay ve AFAD’ın destekleri ile bölgede dar gelirli ailelere düzenli gıda desteği sağlanıyor. Ancak insanlar bu yardımların daha ne kadar devam edebileceği konusunda endişeli. Çünkü sadece bu yardımlarla yaşamlarını sürdürüyorlar.