Milliyet Kıbrıs yazarı Gökhan Güler, ‘Kıbrıs Türk Siyasetinde son dönemde çok ciddi manada yozlaşma ve itibar kaybı yaşanmakta olduğu pek çok kesim tarafından yüksek sesle dile getirilmektedir’ diye yazdı.

Gokhan

Kıbrıs Türk Siyasetinde son dönemde çok ciddi manada yozlaşma ve itibar kaybı yaşanmakta olduğu pek çok kesim tarafından yüksek sesle dile getirilmektedir. Toplumda yozlaşma ve itibar kaybı ile politik ve bürokratik yapının yetersizlikleri ve bu yapının toplumun temel ihtiyaçlarına cevap verememesi şeklinde bir algı bulunmaktadır.  Halkta siyasete ve siyasetçilerin bir kısmına karşı olumsuz bir bakış açısı geliştiği, önemli ölçüde güven kaybı olduğu toplumun pek çok kesimi tarafından sık sık dile getirilmektedir. 2009’dan sonra yapılan seçimlere katılım oranının yüzde 60 civarına kadar gerilemesi de dikkatle incelenmesi gereken bir konudur. Güven ve itibar kaybı konusunda her seçim döneminde bir kısım milletvekili adaylarının seçmenlere karşı verdikleri ve yerine getirmedikleri sözlerin ve ayrıca bürokrasi içerisinde yaşanan tıkanıklıkların etkisinin de büyük olduğu dile getirilmektedir.  Geçmişten günümüze Kıbrıs Türk Siyasetini yakından inceleyecek olursak son dönemde yaşananları ne kadar doğal kabul edebiliriz? Annan Planı ile başlayıp günümüze kadar devam eden süreçte yaşadığımız olayların ve etkilerinin ne ölçüde kendiliğinden meydana geldiğini, ne ölçüde kurgu olduğunu söyleyebiliriz? Annan Planı sonrasında kayda değer neler olup bittiğine kısaca değinecek olursak, ülkemizde yayın yapan gazete ve televizyon kanallarımızın geçmişe oranla sayılarında çok ciddi bir artışın olduğu öne çıkmaktadır. Yine aynı dönemde siyasi yelpaze içerisinde yer alan neredeyse sağdan sola tüm eski köklü geçmişi olan partilerin içerisinde çok başlılıklar görülmeye başlanmış, ilk kez bu denli partiler içerisinde hizipleşmeler, düşmanca tavır, tutum ve davranışlar ile çatışmalar olmuş, kıran kırana çok adaylı kongre süreçleri yaşanmıştır. Aynı parti çatısı altında uzun yıllar kader birliğinde bulunan insanların ilk kez birbirlerine hasmane şekilde saldırmaları bu dönemde söz konusu olmuştur. Bu durum partilerin içlerinde yaşanan demokratik yarışların geride kalmalarına rağmen halen sıcak tutularak farklı adayları destekleyen kesimlerin birbirlerini sürekli olarak düşmanca suçlamaları ile devam ettirilmektedir…

Düşmanca tavırlar!

Kıbrıs Türkü insani bakımdan yakından incelendiği zaman, Akdeniz coğrafyasının da etkisi ile son derece sakin, sevgi dolu, saygılı, mütevazi, medeni ve alçak gönüllüğü yanında kin tutmadığı görülmektedir. Ama gelin görün ki Kıbrıs Türküne her ne olduysa Annan Planı sonrasında ciddi bir değişim, dönüşüm yaşadığı gibi bir durum ortada durmaktadır! Ben bu sürecin doğal olup olmadığının sorgulanmasından yanayım. Siyasi yelpazemiz içerisinde sağından soluna 10, 20 hatta 30 yılı aşkın süredir aynı parti çatıları altında kader birlikteliği yapan insanlarımız nasıl oldu da birden bire bu denli düşmanca tavır, tutum ve davranışlar sergiler hale geldiler? Toplumdaki her kesimin ciddi bir şekilde bu durumu sorgulaması gerektiğini düşünmekteyim. Bir Milleti Yok Etmek isterseniz askeri istilaya lüzum yoktur. Tarihini unutturmak, dilini bozmak, dininden soğutmak ve dolayısıyla manevi değerlerini ahlakını yozlaştırmak kâfidir. (Peyami Safa)