Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Bizim için S-400 olayı Türkiye Amerika ilişkilerini kesinlikle bozmamalı çünkü bunlar savunma sistemleri noktasında Türkiye’nin ihtiyacıdır. Kaldı ki S-400 dediğimiz zaman Yunanistan’da, Bulgaristan’da, Slovakya’da var. Onlar da NATO ülkesi. Onlarda olunca oluyor da Türkiye gibi bir ülkede olunca niye olmasın?” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD’de Fox News televizyonuna gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Türkiye-ABD ilişkilerini nasıl tanımlayacağı sorusu üzerine Erdoğan, iki ülke arasında uzun geçmiş ve güçlü bağlara sahip bir ilişki olduğunu söyledi.

İki ülkenin her şeyden önce NATO’ya da dayalı bir stratejik ortaklığı bulunduğunu ifade eden Erdoğan, “Zaman zaman dünyadaki gelişen şartların da getirdiği sıkıntılar olmuyor değil ama bunun hiçbir zaman stratejik ortaklık düzeyindeki ilişkilerimize zarar vermesine müsaade etmedik, etmeyiz ve bu ortaklığımızın güçlenerek devamından yana olduk hep ve bugün de aynı konumdayız.” diye konuştu.

 

 

Liderler düzeyinde telefon diplomasisiyle, zaman zaman bir araya gelerek bu ilişkileri güçlendirdiklerini, bunun yanında bakanların birbirleriyle görüşmeler yaptıklarını anlatan Erdoğan, “Bu görüşmelerle birlikte son hedefimiz özellikle Türkiye-ABD arasındaki ilişkilerde ticaret hacmini 100 milyar dolara çıkarmak gibi bir hedefimiz var. Aynı şekilde savunma sanayine yönelik attığımız adımlar, atmakta olduğumuz adımlar söz konusu. Bunlarda şu anda henüz 20 milyar doların altındayız ama hedefimiz bu rakamı yakalamak. Bunu, Sayın Başkan ile de mutabık kalarak Osaka’da dünya kamuoyuna açıkladık.” ifadelerini kullandı.

İlk olarak hedefin 75 milyar dolar olarak belirlendiğini, daha sonra 100 milyar dolara yükseltildiğini belirten Erdoğan, ABD Ticaret Bakanı Wilbur Ross’u Türkiye’ye yaptığı ziyaret sırasında kabul ettiğini, onunla da yapılan görüşmede bunu kesinleştirdiklerini ve bu yolda yürüdüklerini bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump’ın BM Genel Kurulu’ndaki konuşmasını nasıl bulduğu sorulan Erdoğan, konuşma içerisinde katıldığı ve katılmadığı başlıklar bulunduğunu söyledi. Her şeyi aynen kabul etmenin söz konusu olmadığını dile getiren Erdoğan, “Benim de konuşmamda aynı şekilde onların kabullendiği ya da kabullenmediği yerler olabilir. Bu siyaset dünyasında her zaman olan durumlardır. Özellikle Suriye’de beraber attığımız adımlar var. Bölgede beraber atmakta olduğumuz adımlar var fakat öyle şeyler var ki Sayın (Barack) Obama döneminde başlayan süreç var ama Sayın Obama döneminden Sayın Trump’ın devralmış olduğu buradaki durumlarda birçok sıkıntılar yaşandı, yaşanıyor. Bunların bir kısmını aştık, bir kısmını maalesef aşamadık.” değerlendirmesinde bulundu. Erdoğan, bunları süratle aşmak istediklerini vurguladı.

“NATO’DA ABD İLE BERABERİZ”

“Geçen hafta Rus ve İranlı mevkidaşlarınızı ağırladınız. En yakın müttefikleriniz onlar mı?” yönündeki soru üzerine Erdoğan, şunları söyledi:

“Şöyle ifade edeyim, bu süreç bu Ankara süreci değil, bu Astana sürecidir. Astana süreci içerisinde attığımız adımlarda daha önceleri ABD Büyükelçi nezdinde katıldı Astana sürecine ve bu süreçte Rusya-İran-Türkiye olarak üst düzeyde buna katıldık ve Soçi mutabakatıyla İdlib’e yönelik bir adım attık ve bunun ikincisini Ankara’da yapmıştık, üçüncüsünü Tahran’da yaptık. İkinci turda tekrar Soçi, geçen hafta Ankara’da yaptık. 6’ncısını Tahran’da yapacağız. Bu bölgenin özellikle şu anda acil sorunları olması hasebiyle önem taşıyor. Burada tabii ülkelerin en yakın ilişki halinde olduğumuz, olmadığımız bu tür bir değerlendirmeyi yapmak yanlış olur. Stratejik ortak olarak bakıldığında ne Rusya ne İran NATO ülkesi. Biz NATO’da ABD ile beraberiz. NATO içerisindeki birlikteliğimiz herhalde bir şeyler anlatıyor olmalı. NATO içindeki bu stratejik ortaklığımızın diğer alanlara da yansımasını bekliyoruz.”

Moskova’nın 2-2,5 saat mesafede komşu olduğunu, Rusya ile Türkiye’nin tarihe yönelik güçlü birlikteliklerinin bulunduğunu anlatan Erdoğan, İran’ın da aynı mesafede olduğunu, bir de Kasr-ı Şirin Anlaşması’na dayanan birlikteliğin, bağın bulunduğunu kaydetti.

Bütün bu birlikteliklerin ister istemez ilişkileri güçlendirdiğini aktaran Erdoğan, Rusya ile de ticari ilişkilerde hedefin 100 milyar dolar olduğunu, şu anda 30 milyar dolara yaklaştığını bildirdi. Erdoğan, “İran’la ise belirlediğimiz ticaret hacmi 30 milyar dolar idi, şu anda ciddi manada düştü. Stratejik olarak onlarla olan ilişkilerimizde malum petrol ve doğal gaz ihtiyacımızın önemli kısmını da İran’dan karşılıyoruz. Birinci derecede Rusya, oradan karşıladığımız doğal gaz birinci sırada. Türkiye bu konuda tüketici ülkedir, aynı zamanda transit ülkedir. Rusya’dan birinci sırada alırken, ikinci sırada İran’dan alıyoruz, üçüncü sırada Azerbaycan var. Bunun yanında LNG olarak Katar, Cezayir, buralardan aldıklarımız var. Bu stratejik ürünlerdeki ilişki birbirimizle olan irtibatı artırıyor.” ifadelerini kullandı.

“F-35’TE MÜŞTERİ DEĞİLİZ, ORTAĞIZ”

“Ticaret hacmini artırmak istediğinizi söylediniz ancak, S-400’lerin alınmasıyla ilgili ABD tehditlerini göz ardı ettiniz, F-35 savaş uçaklarının programından çıktınız. Neden böyle oldu?” sorusuna karşılık Erdoğan, şöyle konuştu:

“Bir defa şunu çok açık net ABD’nin S-400 ile ilgili yaklaşım tarzını hiçbir zaman tehdit olarak görmedim. Niçin? Çünkü biz Patriotları Sayın Obama döneminde istedik ama bize Patriotlar noktasında ‘Kongre izin vermiyor’ dediler ve bize vermediler. Sonra Sayın Trump’tan da talepte bulundum ama maalesef Sayın Trump döneminde de alamadık. Şu anda özellikle bizim savunma noktasında kendi ihtiyaçlarımızı karşılama durumumuz söz konusu değil mi? Bunun için de savunma sistemleri noktasında Rusya ile böyle bir adımı atmak durumunda kaldık. Hem şartlarını gayet iyi düzenlediler ve bu şartlar çerçevesinde de ortak üretimden kredi şatlarına varıncaya kadar bu imkanlar bize gelince biz de bu adımı attık. Kaldı ki ben bu konuda Sayın Başkan’a ‘sizden de Patriot alabiliriz’ dedim ve şartlar noktasında uygun, olumlu şartlar olursa alternatif olarak bu savunma sistemlerimizi Patriotlarla da takviye edebiliriz ancak burada şöyle bir durum var, F-35’de biz müşteri değiliz, ortağız, oradaki 9 ülkeden biriyiz. Şu ana kadar 1 milyar 400 milyon dolar ödeme yaptık. Kaldı ki F-35’lerin bazı parçalarını Türkiye’de üretiyoruz. Bunun yanında her şu anda Türkiye’ye verilmesinden vazgeçilen uçak için bu sistemin kaybı 7 milyon dolardır. Biz pilotlarımızı gönderdik burada eğitim aldılar ve 4 veya 5’inin de teslimi noktasına gelinmişti, son anda bunun verilemeyeceğini söylediler. Ben bunu stratejik ortaklığa yakıştıramıyorum ve bunu doğru bulmuyorum. Nasıl stratejik ortağız ki 1 milyar 400 milyon dolar ödeme yapmışız… Sayın Başkan’ın ‘1 milyar 400 milyon dolar ödemesi olan stratejik ortağımıza yapılan yanlıştır’ diye açıklaması var.”

“SON SAFHADAKİ OLAY ÖZELLİKLE BİZİ ÜZMÜŞTÜR”

Donald Trump başkan olduğundan bu yana iki ülke ilişkilerinin daha mı iyi olduğu yönündeki soru üzerine Erdoğan, şunları kaydetti:

“Sayın Trump ile Sayın Obama ile ilgili böyle bir kızıştırmanın içine girmek istemem ama bizim, Sayın Trump’ın göreve geldiğinden bu yana münasebetlerimizin gayet iyi olduğunu söyleyebilirim. Şu son safhadaki olay özellikle bizi üzmüştür. Halkım soruyor, ‘F-35 ne oldu, hani gelecekti, niye gelmedi, siz 1 milyar 400 milyon ödeme yaptınız, ofset kapsamında bazı parçalarını da ödüyorsunuz, üretiyorsunuz, bu nedir?’ diye soruyorlar. Sayın Başkan’ın Osaka’daki açıklaması beni çok umutlandırdı. Bu umudumu kaybetmek istemiyorum ama bizim için S-400 olayı Türkiye Amerika ilişkilerini kesinlikle bozmamalı çünkü bunlar savunma sistemleri noktasında Türkiye’nin ihtiyacıdır. Kaldı ki S-400 dediğimiz zaman Yunanistan’da, Bulgaristan’da, Slovakya’da var. Onlar da NATO ülkesi. Onlarda olunca oluyor da Türkiye gibi bir ülkede olunca niye olmasın?”

“İRAN’A FATURA KESMEYİ DOĞRU BULMUYORUM”

“Sizce İran, Suudi Arabistan’daki petrol rafinerilerine saldırının sorumlusu mu?” yönündeki soruya da Erdoğan, “Burada İran’ı suçlamayı doğru bulmuyorum. Çok açık, net. Burada her şeyin özellikle Yemen bölgesinden bu tür bir taarruzun olduğu çok açık net, herkes tarafından söyleniyor. Burada İran’a açık, net fatura kesmeyi doğru bulmuyorum çünkü belgeler, bu noktadaki deliller bunu tevsik etmiyor.” yanıtını verdi.

ABD’nin İran’a yaptırımlar uyguladığı belirtilerek, “ABD yaptırımlarını İran’la ilgili ihlal etmekten çekiniyor musunuz?” sorusuna karşılık Erdoğan, şu değerlendirmede bulundu:

“Güçlünün haklı olduğu bir dünya olmaması lazım. Bugün Sayın Trump’ı dinlerken bunu anlamak istedim. ‘Ben güçlüyüm öyleyse haklıyım’ olmaz. Haklının güçlü olduğu bir dünyayı tanımak, anlamak ve yaşamak istiyorum. Eğer bu yoksa insanlığın geleceği adil düzenler üzerine kurulmamış olur. Adalet üzere, hak, hakikat üzere kurulu bir dünyayı yaşamamız lazım. Ama ‘ben güçlü olduğuma göre haklıyım’ der de böyle yürümeye devam edersek bu bizim için hiçbir zaman hayra alamet olmayacaktır. Bu konuda yaptırımlar vesaire bunlar yeni şeyler değil, bunlar alışılmış, aşılmış şeyler. Nereye kadar yaptırımlar, nereye kadar bununla gideceğiz. Hepimiz bugün varız, yakın yokuz. Bence yaşanabilir bir dünyayı beraber kurmak istiyorsak bunu barış için, barış üzerine kurmamız lazım. Nitekim benim BM’de bugün yaptığım konuşmanın son mısralarında, son bitiriş bölümlerinde de bunları özellikle vurguladım çünkü biz İran ile komşuyuz. Yaptırımların çözüm olmadığını da gördük.”